Psikoloji Giriş


Psikoloji - Giriş [1. Bölüm]

İnsan, yani; sen, ben ve diğerleri; Bir çok bilim dalının konusudur.
Bilim dallarını yaratanlar insanlar olduğu için bu zaten gayet doğal :)
Mesela,
Sosyoloji insanların oluşturduğu toplumu inceler.
Biyoloji insanların da içinde olduğu canlıların doğma, gelişme ve üreme gibi yaşamsal fonksiyonlarını inceler.
Antropoloji, etnoloji vs bu gibi bilim dallarının; felsefenin, dinin vb gibi çeşitli alanların odak noktası olmuştur insan.
Psikoloji de insan davranışlarını ele alır, inceler.
İnsan davranışlarına neden ?, niçin ? sorularını sorar.
İnsanlar kendilerini ve dış dünyayı anlamak ister ve elde ettiği bilgiler ile çevresine uyumunu daha kolay 
sağlar.

Şuanda amacım; samimi, eğlenceli, sıkıcılıktan uzak ve rahat bir şekilde yazmaya çalıştığım bu serinin şimdiye kadar gelmiş geçmiş en güncel ve en kapsamlı bilgileri içermesi. 
Psikoloji okumakta olan öğrencilere, bu bilimi sevenlere ve ilgilenen insanlara bir şeyler sunmak.
Sana ve diğer okumakta olan 
insanlara verilebilecek bütün bilgileri vermek istiyorum o yüzden kapsamlı ve detaylı yazıyorum biraz sıkıcı olabilirim... şimdiden kusuruma bakma.


Evet girişi yaptık, şimdi en inceden en yüzeye ilerleyelim.
Öncelikle Psikoloji Yunan kültürünün psyche ve logos kelimlerinden gelir.
Psyche nefes, ruh ve zihin gibi anlamlara gelir.
Logos ise bilgi, düzenli söz, kelam, anlatı, bilim, yasa gibi bir çok benzer anlamlara gelir; Eski yunan kültürünün temel kavramlarından biridir.
Psyche ve logos birleşince ise kelime anlamı "ruh bilgisi"dir. 



Psikoloji'ye en genel anlamda bir tanım yaparsak "organizmanın davnışlarını inceyelen bir bilimdir."Şimdi birazda tanımda ki kelimlerin tanımını ekliyeyim.
Bilim'inde tanımını çoğunuz biliyor  olsanız da yapmam gerek diye düşünüyorum fakat bu yazıda yapmayacağım. Psikolojinin bilim dalı olup olmadığı yer yer tartışmalara konu olur bu konuyu ve bilimin tanımını başka bir yazıda ele aldım.
Bu yazıdan sonra okumanı tavsiye ederim yazının sonunda seni yönlendirecek linkler bırakacağım.
Neyse devam edelim.
Organizma geniş anlamıyla her türlü canlıdır. Psikolojinin organizma teriminden anladığı hayvan ve insandır.
Davranış ise organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir.
"bro bir dakika rüya görmek, öğrenmek vs gibi durumlar gözlemlenemeyen etkinlikler, bunlar davranış sayılmıyor mu ?, ayrıca bu etkinliklerin hepsini psikoloji de ele alıyor hani gözlenebilen davranışları ele alırdı ? "
Sevgili dostum, rüyalar, öğrenme faaliyetleri vb. gibi etkinlikler aslında dolaylı olarak gözlemlenebilir ki zaten psikoloji sana bunu öğretiyor. Davranışın gerçekleşmesi için insanın zihninden bir şeylerin geçmesi gerekir işte bu işlemlere de *zihinsel oluşumlar* adı verilir. Düşünce duygu ve davranışlarla çok ilgilidir. Psikolojide bu üç temel yapı üzerine yoğunlaşır. Psikologlar 2 önemli ilişki üzerinde çalışır. İlki beyin ve davranış ilişkisi, ikincisi çevre ve davranış ilişkisidir. Bilişsel davranış algılama, düşünme vb. gibi zihinsel davranışlara denir. Duyuşsal davranışlar vardır bir de. Adı üstüne, duygularımızla ilgili davranışlardır sözel veya sözel olmayan (üzülünce surat asmak gibi).

Metodloji : Yöntem bilimi ya da metodoloji, belirli bir alanda kullanılan bütün metotlar; geniş anlamı ile metotların bilim ve felsefesi olarak açıklanabilir. (Kaynak : vikipedi.)

Psikolojide metodloji :
1- Sistemli gözlem + Veri toplama
2- Mevcut bir kavrama dayanarak gözlem ve verileri açıklama
3- 1 ve 2’den yararlanarak bir tahmin yapma
4- Tahmini sınama(Deney)

Psikolojinin tanımı gibi yerlerden çıkıp biraz da tarihine inelim, dediğim gibi bilim dalı olup olmaması yer yer tartışmalara konu olsa da, 1879 yılında alman bilim adamı, fizyolog ve felsefeci Wilhelm Wunt'un psikoloji laboratuvarı açmasıyla ilk kez deneysel bilim dalı olma ünvanı kazanmıştır. İlk psikoloji deneyleri burada yapılmıştır. Daha sonra Avrupa'da ve Amerika'da bir çok laboratuvar açılmıştır. Edward Bradford Titchene ise psikolojinin ABD'de deneysel bir bilim olarak yerleşmesine katkıda bulunan kişilerden biridir.ABD psikoljisi'nin önderi olarak geçer.
Bundan öncesinde felsefenin içinde görülen psikoloji bundan sonrasında da dolayısıyla kısmen de olsa bazı filozofların düşünceleri ve etkisinde kalmıştır.
Sistem veya ekol halinde gelişen psikoloji akımları ortaya çıkmıştır fakat bu ekoller 2. Dünya savaşında önemini kaybederek yavaş yavaş bir birine yaklaşmıştır.



2. Bölüm de bu ekollere detaylı değindim : 



Dertleşmek, Anlatmak Rahatlatıyor

Osmanlı Devleti zamanında yaşamış Marko Paşa denilen bir hekim vardır.
Marko paşa hastalarını uzun uzun sabırla dinleyip, dertlerine tıbbi yönden yardımcı olmakla birlikte, onlara huzur ve rahatlık vermeye de özen gösterir.
Zamanla hastalarının dertlerini de dinlemeye başlar.
Marko Paşa'nın bu ünü halk arasında iyice yayılır ve zamanla, yakınmayı dinleyecek kimsenin olmadığını vurgulamak için söylenen "anlat derdini Marko Paşa'ya" deyimi ortaya çıkar.
Kısa sürede iyi bir hekim olarak ün kazanmış ve ardından mirlivalığa (Osmanlılar'da sancak beylerine verilen paşalık rütbesi) yükseltilen ilk hekim olmuş.

Marko Paşanın günümüzde bir rum casusu olduğu düşünülüyor.
Düşünsene casus olabilir ve insanları dinleyerek kademesini yükseltmiş.
Hayatında en çok sevdiğin insanların listesini yaparsan göreceksin ki bir çoğu seni en çok dinleyen insanlardır.
Seni birinin dinlemesi seni ciddiye aldığının göstergesidir bizi mutlu eden rahatlatan şeylerden biri bu.
Dinlendiğini bilmek, derdini anlatmak insanı rahatlatıyor.
Ciddiye alındığımızı hissettiriyor.
Bir de dinleyen kişi psikolog ise ah ne güzel.
Objektif bir bakış açısıyla dinleniyor oluyorsun ve sorunlarının nedenlerini, nasıl hissettiğini ve sana nasıl yaklaşabileceğini iyi biliyor.